Erdoğan’ın Kürt Oyunu
AKP’nin iktidarı ile birlikte birçok kesimde Türkiye’deki Kürt sorununun çözümünde önemli gelişmelerin yaşanmaya başlanacağına dair bir umut oluşmaya başlanmıştı. Erdoğan’ın demokrasi ve demokratikleşme üzerine yaptığı açıklamalar Kürtler üzerinde önemli etkiler bırakmış ve 2002 seçimleri dahil olmak üzere tüm yerel ve genel seçimlerde Kürt seçmenleri AKP’ye oy yağdırmıştı. Ancak 2010 yılına gelindiğinde ne Kürt sorununda bir adım yol alındı ne de bu sorunu çözme konusunda Erdoğan’a olan inanç kaldı.
Erdoğan’ın Kürt sorununu kendi yöntemleriyle çözme konusunda yaptığı dayatmalar hele hele genel seçimler sırasında Kürt illerinde tek millet gibi bir söylemi dayatması ve Kürtlere hadi bakalım hep birlikte biz Türküz deyi bağırın demesi herkesin hafızasında hala dahi canlılığını korumaktadır.
Erdoğan’ın din üzerine Kürtleri kandırmaya yönelmesi belki de en acı olan şeydi. Bugüne kadar Kürtler solculuk adına kandıran bir çok parti geldi geçti. Ancak ilk kez bir parti din adına Kürtleri bu denli kandırmıştır. Şimdi artık Kürtler sizin hangi sözünüze inanacak Allah aşkına.
Demokratikleşme diye meydanlarda sloganlar atan Erdoğan iş gerçekten demokratikleşmeye gelince hiçbir adım atmaması Kürtlerde hayal kırıklığına yol açmıştır. Yeni bir Anayasa diye yola çıkan Erdoğan ilk önce Kürtlerin Anayasal haklarını tanımak konusunda ne kadar milliyetçi bir duruşa sahip olduğunu gösterdi ve Kürt kelimesinin varlığına karşı çıktı. Sonra birileri silah olmasın siyaset olsun deyince de Erdoğan buna da hayır dedi. Seçilmiş belediye başkanları dahil 1500 kişiyi cezaevine gönderdikten sonra siyaset yolunu iyice kapadılar.
En son da Kemal Kılıçdaroğlu dahil bir çok kesim seçim barajı düşsün deyince Erdoğan hayır seçim barajı düşmesin dedi. Niçin çünkü 5-10 bin kişinin oyuyla ki bunların çoğu da bölgede yaşayan memur, asker ve polis oylarıyla Kürtlerin milletvekilliğini çalmak için bu yola başvurmuştur. Sonra bakın bende 70 tane Kürt milletvekili var ve hepsi benim bu politikalarımı destekliyor diye konuşmalar aldı başını gidiyor. Eğer gerçekten bölgeden bu kadar milletvekili çıkartacağına inanıyorsanız düşürün seçim barajını. Ancak herkes biliyor ki seçim barajı düştüğünde AKP'nin alacağı milletvekili sayısı toplamda bir elin parmağını bile geçmeyecek kadar az olacaktır. Erdoğan bunu iyi bildiğinden haksız çalma çırpma oylarla milletvekilliği almayı kendisine yol edinmiş her halde. Dinde bunun yeri yoktur. Allah kimseyi şaşırtmasın denecek kadar sapkın bir olaydır.
Ey Erdoğan eğer anaların gözyaşı dursun diyorsan şu seçim barajını düşür, bırak Kürtler siyaset yapsın ve böylelikle bakın siyasetten taleplerinizi dile getiriyorsunuz silah kullanmadan bu işleri dile getiriyorsunuz o zaman silaha gerek kalmaz diyebilesiniz. Ancak yok Kürtlerin siyaset yapmasını istemiyorsunuz. Kandan beslenen kim acaba diye sormak gerekir. Kürtlerin siyaset dışına itilmesiyle buradaki milletvekilliği kontenjanını çalan bugün itibariyle hangi parti diye sormak gerekir. O zaman kandan beslenen hangi parti ve hangi lider olduğu çok açık bir şekilde ortaya çıkmış olur. Şimdi AKP içinde siyaset yapan Kürt milletvekilleri hem referandum hem de genel seçimlerde bölgeye geri geldiklerinde sormak gerekir siz hane demokrattınız hane silah yerine siyaset yapılmasını savunuyordunuz o zaman neden seçim barajını düşürmüyorsunuz? Çünkü seçim barajı düşürse Kürtler siyaset yapmaya başlayacak ve kendileri siyasetin dışına kalacaklardır. Bunu çok iyi bildikleri için çıkıp meydanlara halkı kandırmaya çalışacaklardır.
Şimdi gerçekten dürüst olmak gerekir. DTP’yi sevmeyebiliriz. Onun yaptığı siyaseti beğenmeye biliriz. Ama bu ülkede AKP'nin siyaseti beğenmeyen bir çok kesim de vardır. Şimdi AKP'yi ve AKP'lilere siyaset yolunu kapatmak ne kadar doğru bir yöntemdir.
Silah yerine her zaman siyaseti tercih etmek zorundayız. Ölen her insan bu ülkenin bir evladıdır. İster gerilla olsun ister asker sonuçta hepsi daha hayatının baharında yaşamını yitirmektedir.
Ey Erdoğan Paşa iktidara yapışmak boşunadır. İktidarı adil bir şekilde halkının mutluluğu için kullanmaktır doğru olan. Amerika’dan, Avrupa’dan, Yahudilerden PKK konusunda destek arayışına çıkacağına gel halkınla bütünleş ve halkının çıkarına olan politikaları hayata geçir.
Tarihte Kürtler ve Türkler birlikte dünya karşı savaşmış ve kazanmışlardır. Erdoğan şimdi Kürtlerle ittifak yapacağına Amerikalı, Avrupalı ve Yahudilerle ittifak etmeye çalışmaktadır. Ne dinde ne Müslümanlıkta ne de insanlıkta bunun yeri vardır. Savaşın her iki halkada kin ve düşmanlık kazandırdığı son gerilla cenazelerine yapılan işkencelerden de anlaşılması gerekilir. Böyle giderse her iki halk arasında kardeşlik yerini tarihi bir düşmanlığa bırakacaktır.
Şimdi sormak gerekir Erdoğan’a yeni bir ordu kurmak neyi çözecek. Binlerce Kürt evladını öldürerek Kürt sorununu bu ülkede çözeceğini sanıyorsa yanılıyor. Kardeşim dediği Kürtleri tanımadığı ortadadır. İnsan kardeşine hiç bu kadar yabancılaşmaz oysaki. Bir siperden diğer sipere koşarak Erdoğan Kürt sorununu çözemez. En doğru en ahlaki olan yol savaşın kanın yolundan gitmek değildir. Eğer elinde güç olan iktidarlar Kürt sorununu çözmek için adım atmazsa bu sorun tüm ülkenin yangın yerine dönmesine yol açacaktır.
Erdoğan Çillerleştikçe ve askeri yöntemleri tek yol olarak ortaya koydukça AKP’liler hangi yüzle Kürtlere biz demokrasiyi getireceğiz diye kandırmaya devam edeceklerdir.
Barış bu ülkenin topraklarından uzaklaştıkça insanın da geleceğe olan umudu tükenmektedir. Gencecik insanların ölümüne seyirci kalan Erdoğan bir gün gelecek hem Kürt hem de Türk halkından onları yıllardır kandırdığı için özür dileyecektir.
Allah insanı üç şeyle sınarmış, biri para ikincisi kadın ve üçüncüsü de koltukmuş. Görünen o ki Erdoğan birinci ve üçüncüsünde büyük bir zaafiyet içerisindedir. Erdoğan’ın para ve koltuk sevdası yüzünden her gün bu ülkenin gençleri birbirine silah sıkmaya devam etmektedir. Koltuk ve para sevdası birilerinin gözünü kör etmiş gibi.
|